17 Ekim 2012 Çarşamba

duygusal baglılık korkusu...

Hayır, romantik ilişkilerimizdeki bağlanma korkusundan bahsetmeyeceğim burada, hatta mümkünse bu konudan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyorum - ama sanırım bilinç altım madem öyle o zaman ben de buradan çıkartırım bu konuyu dedi ve bu sefer çalışanlar için şirketlerine olan duygusal bağlılık konusunu konuşmaya sıra geldi... :)

Tamamen yabancı olduğumuz bir yere, insanlarına, düzenine alışmak kolay değildir - ama alıştıktan sonra da orayı bırakmak hiç kolay değildir.

Duygusal bağlılık tüm yöneticilerin, üst yönetim çalışanlarının olmasını istediği, hepimizin çalışan bağlılığı diye tabir ettiğimiz durumun gerçekleşmesini sağlayan, diğer çalışanlarla olan ilişkimizi pozitif yönde etkileyen ve tabii ki çalışan motivasyonunu, performansını ciddi derecede etkileyen bir konsepttir. İş tatmini ile duygusal bağlılık arasında önemli bir oranda korelasyon vardır.

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım ile yaptığı ve yapmak istediği iş görüşmelerini ve şu an çalıştığı yer ile ilgili hissettiklerini konuşuyorduk. Şu anki işinde çalışmaya başlayalı 1 yıl olmadı henüz, ama giderek bağlılığın arttığını ve bu durumdan korkmaya başladığını söyledi arkadaşım - çünkü şu an çalıştığı pozisyon, hedeflediği/haya ettiği işler, bu iş yerindeki fırsatlar, dışarıdaki olanaklar hep çok farklıydı ve bu şirketten iç sıkıntısı yaşamadan ayrılabilmesi için daha fazla burada çalışarak duygusal bir bağın oluşmasını ve/veya güçlenmesini istemiyordu.


Duygusal bağlılığın oluşmasının bir çok sebebi var - bunu hepimiz yaşadığı için aslında çok bahsetmeye gerek yok; başta bahsettiğim alışkanlık konusu, iş arkadaşları olan iyi ilişkiler ve sosyal çevre, yaptığı işi benimsemesi - iyi performans göstermesi, şirket kültürüne olan uyum/aidiyet hissi gibi faktörler hep bu bağlılığın oluşmasında çok önemli rol oynuyor.

Bunu söylemek biraz mantıksız mı bilmiyorum ama bana biraz y jenerasyonunun özellikleri ile de alakalı geliyor bu durum; biliyorsunuz y jenerasyonu olarak değişime çok açığız, her zaman daha iyisi/daha güzeli için savaşıyoruz, hep gözümüz başka yerlerde/başka seçeneklerde, her geçen gün biraz daha bireyselleşiyoruz belki de ve bu da bizi bağlanmamaya itiyor da olabilir.

Bu noktada sizin yorumlarınıza ihtiyacım var aslında - gerçekten genel olarak duygusal bağlılık korkusu yaşayan bir jenerasyon muyuz ve bunun ne gibi sebepleri olabilir, engellenebilir mi ya da engellenmesi gerekiyor mu?

Kendi adıma söylemek gerekirse benim öyle korkularım yok - çok güzel bağlanırım, ki bence bu da çok sağlıklı değil :)

3 yorum:

  1. sosyal hayatta insanların iletişimi, bir şeyleri paylaşmaktan daha ziyade kendisine olan hayranlığını diğerlerine gösterme olarak biçim değiştirmeye başladığından; konu her ne olursa olsun, bir şeyler üzerinde ortak çalışma gerektirdiği için diğerinde oluşan boşluğu iş hayatında tatmin etme yoluna gidiyorlar. ki aidiyet duygusu her insanın muhtaç olduğu bir şeydir. bence.

    YanıtlaSil
  2. aidiyet duygusunun her insanın muhtaç duyduğu bir şey olduğuna kesinlikle katılıyorum - oluşan boşluğu iş hayatında tatmin etme yoluna girilmesi konusunda ise pek emin değilim, daha çok nerede imkan daha fazla ise oraya daha fazla odaklanılabilir gibi geldi bir an ama tabii daha üzerinde uzun uzun düşünmemiştim bunun :)
    yorumun için teşekkürler...

    YanıtlaSil
  3. Aidiyet duygusu firmadaki başarımız için çok önemli. Y jenerasyonu olarak değişime açık bireyleriz.Bizler değişimi kabullenip buna çok rahat alışabiliyoruz.Yani bence Y kuşağının böyle endişeleri olmamalı.Aidiyet duygusunu hissederek iş hayatımızda başarlı olabilir, oradan ayrılmak istediğimizde de bunu rahatlıkla yapabiliriz.

    YanıtlaSil