7 Temmuz 2013 Pazar

Duygusal Emek ve DISC

Bu sefer anlatacağım konu ‘Organizasyonlarda Sosyal Psikoloji’ dersi kapsamında bir arkadaşım ile birlikte yürüttüğümüz küçük bir çalışma ve sonuçları aslında. Belki de bu yüzden bir kısmınızın hoşuna gitmeyebilir – sizden gelen yorumlara göre bu tarz konularda yazıp yazmamaya karar verebilirim ben de böylece :)

Her iki terim de size yabancı gelmiş olabilir bu arada ve bu çok normal, ama genel olarak DISC’in daha çok bilindiğine eminim; birçok ülkede özellikle işe alım ve terfi dönemlerinde şirketlerin kullandığı bir davranış profili belirleme aracıdır DISC. Toplam 28 sorudan oluşur ve tahmini tamamlama süresi 10 dakikadır. Baş harflerini aldığı, toplamda 4 ana davranış profilinden oluşur; Dominant (Dominance), İz Bırakan (Influence), Sadık(Steadiness) ve Ciddi (Compliance). Güvenilirliği ve geçerliliği psikoloji literatüründe tartışmaya açık bir araçtır aslında ama Türkiye’de yaygın kullanılan araçlardan biri olduğu için araştırmamızda bunu kullanarak ileride oluşabilecek potansiyel araştırmalara ve aksiyonlara kapı açmayı amaçladık sadece. Bu aracın tarihçesi, oluşumu, alt kırılımları ve kullanımı ile ilgili detaylı bilgiye internette çok rahat ulaşabilirsiniz.


Gelelim benim biricik ilgi alanım olan ‘Duygusal Emek’e :) Duygusal Emek (Emotional Labor) ile ilgili çok yazı yazacağım, bu da minik ve yumuşak bir başlangıç olmuş oldu. 
Duygusal emek kavramı, ilk defa 1983 yılında Arlie Hochschild tarafından kullanılmıştır – ve kısaca çalışanların kendilerinden beklenen şekilde davranabilmek için, bilinçli veya bilinçsiz olarak, çeşitli duygu yönetimi yöntemleri kullanmaları ve kullanırken sarf ettikleri çabaları demektir. 

Mesela ben müşteri hizmetlerinde çalışıyorum ve bir önceki gün sevgilimle tartışmışım, bu yüzden hem uykusuz hem de gergin bir gün geçiriyorum. Şansıma o gün beni arayan müşteriler de genelde sinirli ve sabırsız çıktı - ne olursa olsun benim belli bir görev tanımım var, davranmam gereken bir davranış kalıbı, uymam gereken kurallar var. Bu müşterilere de o yüzden her ne kadar kötü olursam olayım mutlaka samimi, sabırlı ve kibar olmam gerekiyor - ki bu da benim aslında bir nevi rol yapmam gerek ve bu rol için de belli bir çaba sarf etmem gerek demek.

Bu örnek biraz ekstrem bir örnek oldu tabii ki, ama genel olarak en iyi anlatabileceğim örneklerden biri. Duygusal emek altında iki tane duygu yönetimi (emotion regulation) var; “yüzeysel rol yapma” (surface acting) ve “derinlemesine rol yapma” (deep acting). Yüzeysel rol yapma gerçekte hissedilmeyen duyguların sergilenmesidir. Derinlemesine rol yapma ise, kişinin kendisinden göstermesi beklenen duyguları gerçekten hissetmeye çalışmasıdır – yani aslında daha fazla emek harcaması demektir (ki bunun ilk bakışta göründüğü gibi kötü değil, aslında farklı bir açıdan daha yararlı bile olduğu gösterilmiş araştırmalarda.).

Çok fazla detaya inmeden direkt bizim araştırmamıza geçeyim; pilot bir çalışma olduğu için sadece 15 özel sektör çalışanıyla beraber yürüttük bunu. Bu katılımcılar, on beş soruluk duygusal emek skalasını, temek demografik bilgilerini ve ayrıca DISC envanterini doldurdular ve bize gönderdiler.

Alt kırılımlar arasında bizim için çok mantıklı olan bir kaç anlamlı (yüksek anlamlılık bilimsel çalışmalarda çok önemli bir kriterdir) korelasyon olduğunu gördük; bunlardan ilki artan yaş ve çalışma yılıyla beraber duygusal emek yöntemlerini kullanma sıklığının da artması (p=0.004) - deneyimle beraber bu yöntemleri kullanma konusunda da daha fazla alışkanlık ve/veya yaşama şekli söz konusu olabilir - ; S'si yüksek olan çalışanların daha fazla derinlemesine rol yapması (p=0.017) - bu insanlar daha uyumlu, istikrarlı ve başkalarının iyiliğini daha çok düşünen insanlar oldukları için rol yapmak yerine gerçekten olumlu duyguları hissetmeye çalışması da anlamlı olabilir -, ve son olarak D'si yüksek insanların duygusal emek yöntemlerini kullanma yoğunluklarının da çok daha fazla oldukları tespit edildi (p=0.012) - ki bu durumu da biz sunumumuzda D'si yüksek olan insanların anahtar kelimelerinin zafer, yönetmek, meydan okumak olduğunu düşünürsek başkalarını etkilemek adına çok daha fazla yoğun bir şekilde bu 'emek'e girebilmeleri olasıdır diye paylaşmıştık.

Tabii ki çok az katılımcı ile yapılan sadece pilot bir çalışma ve çok fazla limiti var akademik anlamda. Ama ileride yapılacak olan başka çalışmalara ilham kaynağı olabilir diye düşünüyorum.

Şimdilik bu kadar - umarım kafa karıştırıcı olmamıştır :)


not:  SPSS analizlerinde bonferroni düzeltmesi yapılmamıştır.





2 yorum:

  1. merhaba ben de disc raporlaması üzerinde çalışıyorum. nasıl bir raporlama yapıyorsunuz ? mesleklerle eşleştirme çıkıyor mu ?

    Teşekkürler..

    YanıtlaSil
  2. Merhaba Selçuk Bey,
    Türkiye'de DISC uygulaması yapan benim bildiğim sadece bir şirket var, onların sistemden çıkarttıkları raporlamalar üzerinden gittik hep. Verdikleri eğitimde de sonuçlarla meslek eşleştirmeleri yapılabildiği ama tabii ki bunun baz değil yardımcı bir araç olarak kullanılması gerektiği anlatılmıştı.

    YanıtlaSil