2 Ekim 2013 Çarşamba

Çıkışlar Sağdan Lütfen!

Klasik bir konudur şirketteki ayrılıklar. Siz belki 'istifalar' demek istersiniz. Ya da işten çıkarımlar, pozisyon kapatmalar...

Hepsi için uzun uzun yazılacak çok şey var aslında. Ben sadece istifaen ayrılanların durumlarını konuşacağım burada. Çok uzun süredir iş hayatında olmamama rağmen bugüne kadar yaptığım çıkış görüşmeleri 40'ın üzerinde neredeyse. Bunların yanında İnsan Kaynakları'nda çalıştığım için bizzat yapmadığım ama okuduğum, duyduğum onlarca çıkış görüşmesi ve çevremden öğrendiklerim, gördüklerimle beraber okuduğum alanı da birleştirirsek bazı şeyleri anlayabilecek sayıda bir şeyleri deneyimlediğime inanıyorum.


Çıkış Görüşmelerinin Önemi Nedir?
Genellikle prosedürel bir işlem olarak görülüyor, samimi bulunmuyor çalışanlar tarafından. 'Madem düşüncelerimize bu kadar önem veriyorsunuz, bugüne kadar neredeydiniz?' deniyor - ki haklı olanların sayısı çok fazla gerçekten.
Ama n'olursa olsun, giden bir insanın son sözlerini duymak bence her zaman çok önemli. Giden kişiden sadece kendi düşüncelerini almakla kalmaz, geride kalan arkadaşlarının da isteklerini, düşüncelerini duymuş olursunuz aslında; yeter ki bunu nasıl alacağımızı bilelim, sıkıcı çıkış görüşmelerinin ciddiliğini bir kenara bırakıp gerçekten problemleri anlamaya çalışalım.

Güvenilirlikleri Var Mıdır?
İK süreçleri akademik hayatta çok göz önünde bulundurulan konular arasında yer almaz gibi düşünülür genelde ama sırf çıkış görüşmeleri ile ilgili bile yüzlerce araştırma yapılmıştır.
Bu araştırmalarda da en çok tartışılan konu insanların ne kadar dürüst oldukları ve tabii ki sonunda bu görüşmelerin doğrulukları ve güvenilirlikleri olup olmadıkları. Ayrılıyor olsalar dahi insanların her şeyi anlatmaya cesaret edememeleri, ya da şirkete geri dönebilirim düşüncesiyle kötü fikirleri paylaşmama isteği ve farklı konulardan dolayı kendileriyle ilgili güzel izlenim bırakma çabaları (impression management) tüm bu çıkış görüşmelerinin soru işareti bırakmasına yol açmakta.

Aslında aynı problemler, işe alım görüşmelerinde de geçerli anlayabileceğiniz üzere. Ama bir şekilde işe alım görüşmeleri gibi çıkış görüşmelerini de yapıyoruz - önemli olan nokta ise elde ettiğimiz sonuçlarda bir tutarlılık olup olmadığını görmeye çalışmak; yapılan bir görüşmenin yazılı kağıdını kenara atıp kurtulmamak ve gerçekten karşındakini anlamaya çalışmak...

Çalışanlar Neden Çıkar?
Gelelim en can alıcı noktaya;
Çıkış görüşmeleri belki sıkıcı bir konu, ama günün sonunda varmak istediğimiz nokta insanların çıkış nedenleri olduğu için önemli. Aşağıdaki resim benim kafa karıştıcı naçizane bir tablom;


Hemen hemen her noktayı kapsayan bir tablo aslında, yazılar okunmuyorsa bile yine de hepsinin üstünden geçmiyorum - bence en önemli nokta 'kaliteli' iletişim çünkü, özellikle müdürler ve çalışanlar arasındaki. Peki kaliteli iletişim derken ne kastediyoruz?
  • Tutarlılık: bir gün 'a' derken diğer gün 'b' dememek 
  • Şeffaflık: bir şeyleri saklamaya çalışarak ya da anlatma ihtiyacı hissetmeyerek eksik bilgi vermemek 
  • Etkili Geribildirim: gelişmek ve gelişmesine yardımcı olmak adına doğru zamanda, doğru kişiye ve doğru bir şekilde yorumlarda bulunmak
  • Destek: gerektiği zamanlarda yeterli bilgilendirmeyi ve yönlendirmeyi yapabilmek
  • İnsani Değerler (Sosyal Destek): tabii ki en önemli konulardan biri - aralıksız çalışması gereken makineler olmadığımız gerçeğini unutmamak, sosyal/ailevi/kişisel konularda da konuşabilmek ve rahat/güvenli ortamı oluşturabilmek
  • Saygı: söylenecek çok fazla bir şey yok, yine makine olmadığımız gerçeği ile alakalı bir durum.

Sektöre Göre Farklılıklar Var Mıdır?
Bu biraz tartışmalı bir konu, ama yine de farklı sektörlerdeki 20 İK çalışanına bu soruyu sordum, o sektörlerde çalışan arkadaşlarımla da konuştum - genel olarak şu sonuçlar çıktı;
  • Ajans & Lojistik: uzun ve düzensiz çalışma saatleri
  • Güvenlik: vardiya sistemi ve düşük maaş
  • Bilişim: yüksek stres ve hızlı döngü
  • Tekstil: hafta sonu çalışma ve düşük maaş
  • Telekomünikasyon & Bankacılık: yoğunluk ve stres
  • İlaç & Medikal: hızlı döngü ve sektörel rekabet
  • FMCG: fazla teklif alternatifleri ve uzun çalışma saatleri   
İlk sebepler olarak bunlar söylendi hep ama aslında baktığımızda hemen her sektörde çok fazla stresin ve yoğunluğun olduğunu (ya da öyle algılandığını ve/veya deneyimlendiğini) görebiliyoruz. Yani aslında beklentinin üstündeki terfi ve maaş fırsatlarını ayrı bir kenarda tutarsak özellikte özel sektördeki yaşamlarda çok fazla ortak nokta var zaten - işte bu yüzden kurumsal dilde 'şirkete bağlılık' konsepti önem kazanmaya başlıyor. Benim dilimde ise kaliteli iletişim - yani şeffaflık, güven, insani değerlere verilen önem, sosyal iletişim....

Hele ki uyanık kaldığımız zamanın çok büyük bir kısmını yaptığımız iş ile ve çalışma arkadaşlarımızla geçiriyorsak iletişim konusuna şu anki halimizden çok daha fazla önem vermemiz gerekiyor - illa ki finansal açıdan düşünmek istiyorsanız, kalitesiz iletişim yüzünden kaybettiğiniz çalışanlarınızın, iş gücünüzün getirdiği kayıpları hesaplayın o halde...

Kısa Bir Kesit...
'Müdürümü pek görmedim aslında çalıştığım süre boyunca, uzak bir şehirde olmak zaten zor ama o sanırım daha da zor hale getiriyordu. Aynı şehirde yaşayan takım arkadaşlarımla da konuştuğumda aslında durumun çok da farklı olmadığını görüyordum. İlgilendiği tek şey o gün kaç yeri ziyaret ettiğim, ne kadar satış yaptığım idi. Çocuğum hastalandığında, uykusuz kaldığımda bunun farkına varamıyordu - öğrenmek de istemiyordu zaten. Kişisel hayatımla hiç ilgilenmiyordu, mutlu olup olmadığımı bilmiyordu. Belki de çok iş odaklıdır demiştim kendime, alıştırmıştım kendimi bu şekilde bir iletişime. Ama iş ile ilgili bile sağlıklı bir destek, bir yönlendirme hiçbir zaman alamadım ondan.
....
Bunu söylerken bile utanıyorum ama bir kaç kere müdürümün ekip arkadaşımı, çocuğunu aldırtmak için okula gönderdiğini duydum, özel şoför gibi yani...'

Hangi şekilde olursa olsun bir yerden/birisinden ayrılmak gerçekten zordur - kötüdür demiyorum, rahatsızlık vericidir de demiyorum, sadece zor - ve bu yüzden zaten üzerinde bir yük hissettiklerinden aslında çoğu zaman konuşmaya da ihtiyaç duymaktadırlar. Konuşmak istemeyenler ya da öyle görünenler ve içine kapananlar aslında sonuçlarından çekindikleri için ya da sadece gereksiz yere zaman harcayacaklarını düşündükleri için konuşmazlar genelde. Bu kişi, amiriyle ilgili yaşadığı sorunu çıkış görüşmesinin sonlarında anlatmıştı - ve bu olayın takibi yapıldığında o amirin altında çalışan bir çok kişinin aynı sorunu yaşadığı öğrenilmişti. Günün sonunda, mobbing derecesine varan bu davranışların önü kesilebilmişti.

Son olarak, - özellikle bu kısa kesitten sonra - şu an çalışma arkadaşlarınızla, ekip arkadaşlarınızla, size bağlı çalışan kişilerle, müdürünüzle nasıl bir iletişim kurduğunuzu siz de bir kez daha düşünün;

Bir şeyler farklı olsaydı, her şey daha güzel olabilir miydi?

2 yorum:

  1. çıkışların ana nedeni bence çalışma hayatının düzensiz oluşu ve değer verilmeyişidir

    YanıtlaSil
  2. kesinlikle bunlar da etkili, değer vermek zaten benim üzerinde durduğum konulardan birisi. yorum için teşekkür ederim...

    YanıtlaSil