13 Kasım 2013 Çarşamba

İsyan

Akademik makalelerden toparlanmış bir yazı yok bugün. Bir konu hakkında bilgi verme, ya da derste öğrenilen bir konu paylaşımı da yok.

Oldukça kişisel bir yazı.

Sadece beyaz yakalılar için geçerli olmayan bir yazı.

Konumuz SAYGI!

Bakın çalışanlar neler diyor;
  • Ünlü bir kahvaltı mekanında çalışan bir garsonum. Müdürüm sanki köpek çağırır gibi ellerini çırpıp ‘Ahmet, gel oğlum’ diye beni çağıramaz.
  • Sokakta kestane satmaya çalışan 70 yaşında bir amcayım. Hiçbir hayat tecrübem, insani duygularım, düşüncelerim yokmuş gibi bana aşağılayan gözlerle bakamazsınız.
  • Aile şirketinde çalışıyorum. Ne kadar üst pozisyonda olursan ol, kaba bir şekilde emir vererek konuşamazsın. Zaten pozisyonun da hiçbir değeri yok konu saygı olunca aslında.
  • Sokakta bir dernek için üye toplamaya çalışan anketörüm. Çok sıkıldıysan bile ‘Teşekkür ederim’ demek çok mu yorar seni?
  • Giriş pozisyonunda çalışan bir pazarlama uzmanıyım. Hafta sonu telefonuma ‘yarın bana bu datayı gönder’ diye mesaj atma hakkını nereden buluyor müdürüm anlamıyorum.
  • Gece vardiyasında çalışan taksi şoförüyüm. Gerçekten hepimizden bu kadar nefret mi ediyorsunuz? Niye hep sahtekar, kurnaz veya hırsız damgasını vuruyorsunuz ki hemen.
  • Sabah akşam telefonda insanların şikayetlerini dinleyen müşteri hizmetleri çalışanıyım. Biliyorum, kızgınsın ve üzgünsün, ama benim de her gün her saat aynı senin anlattığın tarzda şikayetleri dinlediğimi unutma lütfen. Ve şikayetlerin sebebi de ben değilim, bunu biliyorsun.
  • Bir kaç aydır satış stajyeri olarak çalışıyorum. Bilmiyorum, sanırım stajyer olunca insanlar bize çok daha kolay bağırabiliyor, ya da belki de farkında olmadan mobbing yapabiliyor.
  • 1,5 yıldır aynı yönetici ile çalışıyorum. Ne zaman çocuğunu okulundan arabamla almayı bırakacağım bilmiyorum. Direktörümle bu konuyu konuşmaktan da çekiniyorum.
... diye devam ediyor işte.

Siz neler yaşadınız ya da halen yaşıyorsunuz kim bilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder