30 Ocak 2014 Perşembe

İşten Çıkarılma Korkusu

'İnsan kaynakları yöneticisi çağırmıştı önce. Öğleden hemen sonraydı. Telefonlarımız çalsın istemiyorduk hiç birimiz, çünkü o sıralar çok fazla işten çıkarım oluyordu. Neredeyse şirket içi gelen telefonlara bakmamaya karar verecektik. Odaya uğrayabilir misin dediğinde X hanım, ne yapacağımı şaşırmıştım. Belki de bambaşka bir konu vardı ama benim ellerim titremeye başlamıştı bile.

Gittim, odada müdürüm de vardı. Daha da netleşmişti artık. Yüzler asık... yaşadığımız durumlar ve içinden geçtiğimiz değişim sürecinde seninle yolumuza ne yazık ki devam edemeyeceğiz...

Gerisini hatırlamıyorum, önüme kağıt koydular. İmzaladım. Yüklü bir paketti, yaklaşık 8-9 aylık maaşımdı ama tabii ki bu beni iyi hissettirmiyordu. Atılmıştım çünkü sonuçta. O odadan çıkıp nasıl arkadaşlarımın yüzüne bakacaktım şimdi?..'

Çok değil, sadece 4 senemi geçirdim insan kaynaklarında. Ama ne yazık ki çok fazla işten çıkarım gördüm. Hatta öyle ki insan kaynaklarının haberinin olmadığı işten çıkarımlar bile gördüm. Çalışanın nasıl sinir krizine girip hastanelere yattığını... 

2 hafta sonra işten çıkarılacağını bildiğim bir arkadaşımla istemeden maaşları aldıktan sonra şarap içme planları konuşması yaptım. Daha önce hiç yüzünü görmediğim babam yaşındaki bir çalışanın işten çıkarılacağını duyduktan sonra beni arayıp annesinin kanser, eşinin ise yatalak olduğunu ve hiç bir şansının olup olmadığını sormasını yaşadım.

Bu konu, özellikle özel sektörde son bulacak bir konu değil. Bunu bile bile bu düzenin içine giriyoruz belki biz de.

Ama burada konu işten çıkarım sürecinden ziyade bu süreci yaşama korkusu aslında. Bu öyle bir korku ki, o an yaptığımız işe kendimizi veremememize sebep olduğu için geleceğimiz için daha büyük bir tehlike yaratabiliyor aslında. İşten çıkıp eve dönerken sırtımızda ağır bir yükün oluşmasına sebep olabiliyor. Yöneticinin en ufak bir ses tonu değişikliğinde moralimiz hemen çökebiliyor.

o halde var mıdır bir merhemi bu işin?

Günün sonunda her ne kadar hoş olmayan bir durum olsa da, öncelikle bu durumu kabullenmemiz ve korkuyla yaşamanın bir anlamının olmadığını anlamamız gerekiyor.

Korkunuzla yüzleşin: Nereden çıktı şimdi bu korku? Bir şeyler mi gözlemlediniz ya da duydunuz? Siz neden bu durumla karşılacağınızı düşünüyorsunuz, işler kötü gittiği için mi, siz bir şeyleri yanlış yaptığınız için mi, yoksa bambaşka bir şey mi?... Korkunun kaynağını bulmaya çalışın, belki işlerinizi kolaylaştırır.

Korkunuzu tanımlayın: Yüzleşmek yetmiyor; tam olarak neyden korkuyorsunuz onu düşünün. İşten çıkarıldığınızda yaşayacağınız maddi sıkıntı mı, utanç duygusu mu, özgüven eksikliği mi, yoksa arkadaşlarınızdan ayrılma mı, yan haklarınız mı?.. Eğer bunu belirlerseniz, sonrasında ne yapabileceğinizi de daha iyi belirleyebilir ve sağlıklı ir aksiyon planı oluşturabilirsiniz.

Belirsizliği kabullenin: Nasıl bizim için de o işten ayrılma ihtimali varsa (belki evlenir ve başka şehre taşınırız, daha iyi maaş ve pozisyonlu bi yer buluruz....), başkalarının da bizi çıkartma ihtimali her zaman vardır. İşe girerken karşılıklı imzaladığımız sözleşmelerde de vardır bu zaten.

Sağlığınızı her daim koruyun: Ne alaka demeyin şimdi. Fiziksel ve duygusal iyilik halimiz vücudumuzla o kadar sıkı bir ilişki içinde ki. Düzenli beslenmemiz, egzersimiz kendimizi daha iyi hissetmemize ve daha pozitif düşünmemize yardımcı olacaktır

Korkularınızı paylaşın: İçinizde tutmayın, farklı bakış açıları ve farklı kişilerden alacağımız desteğin yerini hiç bir şey tutaamaz.

Kendinizi unutmayın: Belki bakmamız gereken bir ailemiz var, borcumuz var, çalıştığınız yere bir bağlılığınız, iş arkadaşlarınıza alışmışlığınız var – ne olursa olsun işinizden önce kendinizin çok daha önemli olduunu unutmayın. Ve her şeyden önce sürekli ve sık yaşanan bir korkunun iş yaşamı da dahil hayatınızın bir çok noktasına olumsuz etkisi olabileceğini de unutmayın. Sadece bu konuya has değil, her türlü korku için söylenebilecek bir şeydir bu aslında.

Baştaki konuya dönecek olursak, işten çıkarım süreçleri ile ilgili ilk konuşulması gereken kişiler öncelikle yöneticiler ve insan kaynakları departmanlarıdır. Çalışanın tepkisi – her ne kadar psikolojisi bir yere kadar değiştirelemezse de - tamamen bu kişilerin yaklaşım tarzlarına göre değişebilmektedir.


Sevgiler...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder