17 Mart 2014 Pazartesi

Cam tavana hala çarpıyor muyuz?

Yine mi kadınlar?..

Yine mi bitmedi sorunlar, açılmadı kadınların önü, yükselemiyorlar mı istedikleri gibi; yoksa eski kafalılık mı yapıyoruz hala, ilerleyemiyor muyuz bir türlü?..

Yine mi cam tavan? Hala mı cam tavan?..

Hala mı çarpıyoruz?...

İçinde bulunduğumuz durumu bazen o kadar kabulleniyoruz ve doğal görüyoruz ki, unutuyoruz diğer dünyalarda olanları bir yerden sonra. Belki içinde bulunduğumuz standartlarda/koşullarda da sorun var, ama daha fazla olabileceği gerçeğini göremiyoruz o zaman da.

Gerçek şu ki, maalesef, bu durum hala yaşanıyor ve bence uzun bir süre daha hayatımızda olmaya devam edecek. Belki de, özellikle Türkiye'de kadınlara olan dehşet verici bakış açılarını düşündüğümüzde, gün geçtikçe artarak devam edecek. Belki biz görmüyoruz bunları, yanı başımızda da olmuyor belki ama değişen bir şey yok yine de. Şu an bunu okuyan bir kadın olarak mesela, büyük bir şirkette direktör olarak çalışıyorsan ve ‘Uğraştım ve yaptım, tavan filan yok’ diyorsan yeteri kadar geniş bakamıyorsun demektir.

'Cam Tavan' (Glass Ceiling) nedir?

Kadınların iş hayatında bir şekilde belli bir seviyeden yukarı çıkmasına engel olan bir tavandır aslında bu. Nerede, ne kalınlıkta olduğunu ve nasıl oluştuğunu bazen anlayamadığımız bu cam tavanın altında çalışmak zorunda kalır birçok kadın. Başarılarıyla, performanslarıyla ya da kişilikleriyle alakalı bir durum değildir bu.

İstatistikler neler söylüyor?
  • Küresel Cinsiyet Eşitsizliği 2011 Endeksi'nde Türkiye, 135 ülke arasında 124’üncü sırada.
  • Birleşmiş Milletler İnsani Gelişmişlik Endeksi’ne göre Danimarka’da her yüz kadından 71’i çalışıyor. Türkiye %22 ile AB ülkeleri içinde kadınların en az oranda çalıştığı ülke konumunda.
  • Türkiye İstatistik Kurumunun 2012 raporuna göre ise;
    • 2012 yılında işgücüne katılım oranı kadınlarda %29,5 iken erkeklerde %71’dir.
    • İstihdam edilen kadın nüfus oranı %26,3, erkek nüfus oranı ise %65‘tir.
    • Ücretli veya yevmiyeli olarak çalışan kadınların oranı %54,3 iken kendi hesabına çalışan kadınların oranı %10,8'dir. Ücretli veya yevmiyeli olarak çalışan erkeklerin oranı %66,5, kendi hesabına çalışan erkeklerin oranı ise %22,3'tür.
    • İşsizlik oranı, kadınlarda %10,8, erkeklerde ise %8,5’tir. 15-24 yaş grubundaki genç nüfusta işsizlik oranına bakıldığında, oran kadınlarda %19,9, erkeklerde ise %16,3’tür.
Neden böyle?

Söylenecek çok şey var tabii, ben biraz daha benimle alakalı olan kısımlara odaklanacağım sadece.

Klasik bakış açıları var bir kere – kadının artık kural haline gelmiş sorumlulukları. Evrimsel psikolojide de yer alan kadının fiziksel olarak daha zayıf olması ve erkeklerde güç unsurunun onlar için çok önemli olduğu düşünceleri yanlış bir şekilde akılda kalmış ve işlenmiş gibi sanki şu anki dünyamızda. Ne yaparlarsa yapsınlar bir şekilde kendilerine atanmış görevlerden kurtulamıyor bir çok kadın, ve üzerine yerleşmiş damgalardan.

Kadın yöneticilerden korkuluyor. Evet, belki biraz gereksiz ağır bir cümle oldu ama çoğu kişinin aklına girmiş bu düşünce. 'Aman abi, yöneticin kadın ise yandın, çok uğraştırır şimdi o seni. Keşke erkek olsaymış...' Niye acaba?.. Gerçekten böyle bir ayırım var mı, var ise bunun sebebi bu konuştuğumuz şeylerle alaka mı, yoksa böyle bir durum söz konusu bile değil ama yine de inatla insanlar bunu düşünmeye devam mı ediyor, ve ğer öyleyse neden?... Belki de bu tavandan dolayı kadın yöneticiler biraz daha fzla kararlı, tutarlı ve hırslı oluyorlar, olmak zorundalar.

Toplumsal önyargılar, aile eğitimi ve okul öncesi eğitimi, cinsiyet ayrımının dayandığı temeller hala ciddi anlamda sorgulanabilir boyutta. Bazı temeller yıkılmadıkça iş hayatı da kendi içinde bir yere kadar gelişecektir.

Bir de hükümet dediğimiz şey var tabii. Her şeye inanan cahil insanlara kadınları aşağılayan söylemler ve yaptırımlarla gelirsen yine de bir şey demezler ve o yolda ilerlerler. Bırakın iş hayatını, bir insan olarak yaşama hakkını bile sorgulamaya başlarız onlar yüzünden...

Çalışan psikolojsi bu işin neresinde?

Gelelim benim konuma. Aslında daha fazla söylenecek bir şey kalmıyor yukarıda bahsedilenlerden sonra. Küçük bir kesim olarak kapalı kutu misali plazalarımızda çalışıyor, kendi kariyer savaşımızı veriyor ve ödüllendiriliyoruz belki. Ama bunu yaparken bile kadınların bazen kendilerini öne çıkarmak için gereksiz bir iç savaş içine girebildiğini görebiliyorum. Ya da bir güç elde edildiğinde gereksiz bir övünme kaynağı olarak göstermeleri bile aslında içten içe bazı şeylerin hala kırılgan ve bastırılmış olduğunu anlatabilir bize.

Ve evet daha fazla hırslı olabiliyorlar bazen. Daha fazla işkolik olabiliyorlar hırslarından dolayı. 

Ev işlerine, çocuğa harcanan zaman genelde erkeklerden daha fazla olduğu için çoğu evde, bu sefer işte yorgunluk oluşabiliyor ve bu durumun kendilerini başarısızlığa sürüklediği gerçeği bir yandan özel hayatlarında sıkıntı oluşturabiliyorken bir yandan da o korku sonucu daha agresif olabiliyorlar iş hayatında.

Bazen daha tedirgin, bazen gereğinden fazla özgüven sahibi... 

Bütün bunlar genelleme tabii ki ama bir şekilde kadınların iş hayatlarındaki dinamikleri her zaman farklı olmuştur. Önemli olan zararlı olanları nasıl engelleyebiliriz, ne yapabiliriz, sadece bizim için değil tüm kadınların önündeki cam tavanı ne ile kırabiliriz bunları anlamaktır. Ve ona göre harekete geçmek.


Kaynak: 
Women In The World Of Corporate Business: Looking At The Glass Ceiling
The Global Glass Ceiling- Why Empowering Women Is Good for Business
Kadın Yöneticiler ve Cam Tavan Sendromu Üzerine Bir Araştırma
Kadınların Müdür Olmalarının Önündeki Cam Tavan ve Cam Tavanı Aşma Stratejileri’ne İlişkin İlköğretim Okulu Müdürlerinin Görüşleri






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder