16 Nisan 2014 Çarşamba

Bazen çok mu şikayet ediyoruz?

İş hayatı, çalışmak, çalışan, kurumsal hayat, özel sektör... Bin bir kelime kullanırız para kazanmak karşılığında yaptığımız şeylerle alakalı olarak. Baygın bir ses tonuyla kullanırız çoğu zaman bunları, ya da yorgun. Öfkeli ve gergin.

Bugün çalışanın 'abartan' halinden konuşacağız...

Bilemiyorum, ben sürekli şikayet duymaktan sıkıldım sanırım. Öyle alışmışız ki ama insanoğlu olarak bunlara. İş nasıl gidiyor dendiğinde 'yoğun' cevabı otomatik geliyormuş gibi hissediyorum bazen mesela. Bazen değil hatta. 'Özel sektör abi işte, napacaksın? Bizler de köle...' Sanki ayağını taşa bağlamışlar da zorla tutuyorlar orada.

Bir de şu 'iğrenç' kurumsal hayattan kurtulup kendi işini kuranlar, akademik hayata gönül verenler vs var. 'Nasıl yaşanılır oralarda, hayat mı geçer bu şekilde? Ne salakmışım...' gibi cümleler kuruyorlar ve bunu herkesle böbürlene böbürlene paylaşıyorlar. Anladık, sen bir karar vermişsin, yeni bir yola çıkmışsın ve bu karardan dolayı çok mutlusun. Pek güzel. Ama geride kalanlara laf atmak niye? Onların yaşadıkları hayatları niye eleştiriyorsun, niye dokunuyorsun onların tercihlerine, özellerine? Belki ilham vermek istiyorsun, belki onlara mutluluğu başka şekilde de bulacaklarını göstermeye, güç vermeye çalışıyorsun - ama niye bunu çirkin bir şekilde yapıyorsun?

Herkes aynı yolda gitmek zorunda değil. Herkes aynı yolda mutlu olmak zorunda da değil.

Eski erkek arkadaşıma ne zaman iş nasıl gidiyor diye sorulsa hep aşırı bir şekilde sıkıldığından, bunaldığından ve çok mutsuz olduğundan bahsederdi. Aslında bu kadar kötü olmadığını biliyordum, o da biliyordu. Zaten böyle diye diye yıllarca çalıştı orada. Ama niye diye bağırasım geliyor gerçekten.

'Çok yoruluyorum' lafını da duyuyoruz sürekli. 'Sürekli gerginim'...

Hiçbirimiz mükemmel bir hayat yaşamıyoruz belki ama sürekli ağlamak niye. Çalışmadan, ya da elinde mojitosuyla manzara karşısında azıcık çalışan deli gibi zengin insanları düşünüyorsanız eğer; niye ekmek parası için bizim o beğenmediğimiz plazaları gece gündüz temizleyen işçileri düşünmüyorsunuz.

Günün sonunda insanız. Mutlaka bir şeyleri şikayet edeceğiz, bazı şeyleri sevmeyeceğiz ki değiştirebilme gücümüz ve umudumuz olsun. Ama bunun sınırlarını unutmamamız gerekiyor sadece. Hem niye boşuna kürek çekesiniz ki...

Ve şu psikoloji eğitimlerimin bana en çok kattığı şeyi de söylemem gerekirse; sadece duygu ve düşüncelerimiz davranışlarımızı değil, aynı zamanda davranışlarımız da duygu ve düşüncelerimizi çok net bir şekilde etkileyebiliyor. Yani gün boyu 'of', 'pof'', 'bayıldım, bunaldım, sıkıldım'... gibi söylemler, çökük omuzlar ve baygın bakışlar bizim iş hayatına (aslında genel hayata) bakış açımızı daha da kötüleştiriyor.

Kabul edin, çok şikayet ediyorsunuz. İki dakika durun ve şikayet etmek yerine enerjinizi başka nelere harcayabileceğinizi bir düşünün.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder