8 Haziran 2014 Pazar

Evet, iş arkadaşıma aşığım…

Çalışanın bir çok halini gördük burada, ama hiç aşık halinden konuşmadık. 

Bence birçoğumuz yaşadı bunu, hadi aşk olmasa bile bir hoşlanma, etkilenme olmuştur herhalde.


Şahsen ben hoşlandım zamanında. Karşılıklı da oldu hatta. Yarattığı gizli tutma heyecanı hormonlarını biraz daha etkiliyor tabii ister istemez. Daha çok hoşuna gitmeye başlıyor. Bazen ileriye gitsin istiyorsun, bazen bu gizlilikte – sanki bir lise aşkı gibi – köşelerde yaşamak istiyorsun sadece.

Aslında garip bir konu değildir bir iş arkadaşına aşık olmak. O yüzden başlık da ilginç değildir. Sonuçta iş yerleri de bir sosyal ortam ve tabii ki biz sosyal ortamlarda tanıştığımız kişileri ancak sevebiliriz. Ama işte burada başka dinamikler olduğu için hep daha fazla sorgulanan bir sevgi olmuştur bu. İşi başka yerlere götürebilecek, etik olmayan davranışlar oluşturabilecek, performansını etkileyebilecek ve daha birçok örnek verebileceğimiz sonuçlar doğurabilecek bir sevgi.

Ne diyorduk?
Evet, iş arkadaşıma aşığım…

Günde en az 8-9 saatimizi beraber geçirdiğimiz insanlar en sosyal olma ihtiyacı hissettiğimiz insanlardır aslında. İletişim kurmak isteriz ve iyi bir iletişim olsun isteriz. Bu şekilde renklendiririz iş dünyamızı.

‘Bir insandan neden hoşlanırız?’ın çok farklı cevapları vardır, hatta net bir cevabı da yoktur belki ama bazı teorilere göre birlikte geçirilen fazla ve kaliteli zaman içerisinde hoşlanma, sevme olasılığının arttığı durumu da vardır.

Çoğu şirket politikalarında sadece ast-üst ilişkilerinde ciddi problem yaratacak bir durum olarak görülürken, bazı şirketlerde aynı projede çalışanlar ya da aynı departmanda çalışanlar arasında bile yaşanan aşklar bir sorun olarak belirtilir. Her şekilde, sorun olsun olmasın çalışanlar bunu bir süre gizlemeyi hep tercih ederler günün sonunda.  Tabi ki bunun sebebi sadece bu politikalar, şirket kuralları vs değildir. İşin içinde bir de dedikodu var. Müdürüne aşık olan, beraber olan bir kadın ya da erkek, her ne hikmetse karaktersiz olarak adlandırılır mesela. İşin içinde başka dinamiklerin olduğu düşünülür hep. Sanki bir çalışan kendisinden daha üst bir pozisyonda olan birisinden hoşlanması yasak ya da ayıp bir şeymiş gibi. Hâlbuki gerçek hayatta da bu yok mudur? Beraber olduğumuz, evlenmeyi düşündüğümüz kişinin sosyal statüsünden hiç mi etkilenmiyoruz?

Yani sonuçta davranış benzerlikleri (attitude similarity), yakınlık (propinquity), sürekli beraber olma/maruz kalma (repeated exposure), özerklik (job automony) gibi birçok faktör var aslında bu aşkların, cinsel çekimlerin oluşmasında. Kimse garip karşılamasın.

Not: Ben her şeyi çok kurum düzeyinde ele alıyorum tabi bu arada. Evli olup yukarıdaki faktörlerden dolayı iş arkadaşına aşık olan, ya da sadece cinsel çekim hisseden ve bir şeyler paylaşmak isteyen çalışanlar da olabiliyor.  Bu konuda söylenecek bir şey yok. En azından bu blogda…

Peki bu durum ne gibi sonuçlara yol açabiliyor?

Heyecan ve mutluluk :)
Sonrasını bilemem tabi…

Ama örgütsel anlamda farklı iş ile ilgili kararlar (terfi, işten çıkarım, pozisyon değişikliği), işyeri bağlılığı, motivasyon, dedikodu ve daha bir çok konuda hareketlenmeler olabiliyor.
Sadece iyi düşünmek gerekiyor bir çalışan olarak. Bir yakınlaşma olursa kişisel ve iş hayatında bir problem olur mu, ne gibi problemler olabilir, bunlarla baş edebilme gücün ve imkanın olur mu, şirket politikaları bu konuda neler söylüyor gibi…

Gerisi önemli değil...




Yararlanılan Kaynaklar:

  • Love at the Office? Understanding Workplace Romance Disclosures and Reactions from the Coworker Perspective, 2014
  • Attractions In Organizations: A Model of Workplace Romance, 1996
  • Love and Romance in the Workplace, http://www.businessknowhow.com/manage/romance.htm

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder