6 Haziran 2014 Cuma

İş mi yapalım, spor mu?


"Bu programlar sayesinde çalışan, şirketin kendisine önem verdiğini 
ve sağlığı ile ilgili girişimlerde bulunduğunu düşünür ve bunun getirisi kesinlikle çok daha fazladır."

Başlık her ne kadar öyle gözükmese de, aslında her ikisini de yapmamız gerektiğini vurgulayan bir yazım var bu sefer. Ama bireysel yaptığınız sporlarla ilgilenmiyorum tabii ki. Biliyorsunuz benim işim iş yeri ve çalışan psikolojisi :)

Konumuz şirket içi sağlık aktiviteleri. Şu an tüm dünyada trend olan konu: Wellness!

Kurumsal 'Wellness programları nedir?

Günümüzde, çalışanların mutluluğu ve bağlılığı için birçok iş yeri farklı uygulamalar düzenlemekte. Bu anlamda son yıllarda odak noktası haline gelen konu ise çalışan sağlığı ile ilgili olan çeşitli programlar.

Kurumsal sağlık ve iyileştirme (wellness) programlarının önemi her geçen gün artıyor ve bu anlamda farkındalığı artan iş yerlerinin sayısı da özellikle son 2 yılda inanılmaz bir şekilde artmış durumda. Uzmanlar bu sayının hızla artacağını tahmin ediyor.

Ne faydası var ki?

Yapılan araştırmaların çoğu bu programların, sağlık harcamalarını ciddi bir oranda azalttığını göstermekte. Fakat tek yararları bu değil. Optum’un yaptığı bir araştırmaya göre ortalama yılda 240 gün çalışan bir kişiden etkili bir wellness programına katılma durumunda verimlilikte % 5 oranında kazanç sağlanıyor. Ayrıca bu katılımlar, çalışanı farklı birçok hastalığın risk grubunda olma ihtimalini de ciddi bir şekilde düşürüyor.

Amerikan sigorta şirketi Prudential'ın yaptığı araştırmaya göre ise, etkili bir wellness programı, işe gelinmeyen günlerin yüzde 20 oranında azaltılmasını sağlıyor. Bu durum kişi başına verimsizliği yüzde 32 azaltırken, ilaç harcamalarının da yüzde 46 düşmesine destek olabiliyor.

Diğer bir yandan, farklı bir bakış açısı sunan araştırma şirketleri şunu belirtiyor; İşyeri wellness programları, çalışanları sadece daha sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemesi için destekleyerek ve bilgilendirerek, işverenlerin sağlık harcamalarını fark edilir bir şekilde azaltmamaktadır. Kronik hastalıklar üzerinde çalışma yapan ve çalışanları bu hastalıkları yönetme süresinde gerekli desteği verebilen Wellness programları çok daha fazla geri dönüş sağlamaktadır.

Her şey bir yana, tüm kurumların ve işverenlerin, araştırmacıların üzerinde durduğu ortak bir nokta bulunmakta; bu tarz programlarda sadece maddi geri dönüş kesinlikle değildir – bu programlar sayesinde çalışan şirketin kendisine önem verdiğini ve sağlığı ile ilgili girişimlerde bulunduğunu düşünür ve bunun getirisi daha fazladır. İşte bu, aslında en başta bahsettiğimiz çalışan mutluluğu ve bağlılığıdır.

Çalışanlar neden tercih ediyor/etmiyor?

Tüm bunlar üzerinde araştırmalar yapılırken ve üzerinde tartışılırken çalışanların tarafında neler oluyor? Bir çalışan neden bu tarz programlara katılmayı istiyor veya istemiyor? 2013 yılında EBRI tarafından yapılan bir araştırma, çalışanların öncelikli olarak daha sağlıklı olmak, kendi sağlık risklerini öğrenmek ve genel iyilik hallerinin devamlılığını sağlamak adına programlara katılmak isterken; yetersiz zaman olduğunu düşündükleri, kendi kendine bir şeyler yapabileceklerine inandıkları, programın uygun olmadığını düşündükleri ve programın içeriğini bilmedikleri için katılmamayı tercih ettiklerini göstermiş. Bu gözlemler, bu programı sağlayan kişi ve kurumların hem iş geliştirme hem de pazarlama süreci boyunca dikkat etmesi ve üzerinde çalışması gereken noktaları anlamada yardımcı olmaktadır. İlk yapılması gereken sunulan hizmetlerinin tanıtımının ve faydalarının net bir şekilde anlatılması, işveren ve çalışanların da bunu sağlıklı bir şekilde öğrenip anladıktan sonra değerlendirmede bulundurmalarıdır.

Sonuç olarak ben ne yapayım?

Bugüne kadar yazdıklarımdan biraz farklı bir formatta oldu bu yazı. 'Ee, yani?' serzenişlerini duyar gibiyim şimdiden. Neler oluyor bilin işte, hem iş veren, hem yönetici, İnsan Kaynakları hem çalışan gözünden olaylara bakmak her zaman daha sağlıklısıdır. Yaşam kalitemizi, sağlığımızı iyileştirmek artık her şeyden çok daha önemli bizim için. Bireysel olarak da, şirket olarak da bunun farkına varın, ve neler yapılabilir bir düşünün.

Çok küçük bir örnek olarak, eski işimde Sosyal Sorumluluk takımındayken, öğle arası çıkan yemeklerimizin kalorilerini yanlarına koymaya başlamıştık. Herkesin farkındalığı artmıştı bir süre sonra. Hatta o kadar arttı ki, catering firmamız tatlılar yenmiyor diye o yazıları kaldırmıştı bir yerden sonra. Ama bu talep de çalışanlardan gelmişti. Göz göre göre yiyip vicdan azabı yaşayan çalışanlardan... :)


Yazımın yayımlandığı yer:
http://avitadestek.com/mailing/welness.asp 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder