21 Ekim 2014 Salı

İlk 'kongre sunumum': Duygusal Emek

Örgütsel Davranış Kongresi, ülkemizde daha çok yeni bir oluşum aslında. Bu yıl Kasım ayında 2.'si yapılmakla beraber ilgi fazla, zira bu alanda çalışan birçok kişinin beklediği bir şeydi bu. Zamanla gelişecek elbette, ama sırf bu kongreye yaklaşık 250 çalışmanın gönderildiğini öğrenmek bile aslında büyük ve sessiz bir grubun varlığını göstermeye yetiyor sanırım.

Ayrıntılı bilgi almak için siteyi ziyaret edebilirsiniz: http://www.odkmeliksah.org/ 


Evet, ilk kez bir kongrede kendi çalışmamı sunacağım ve bunun için sadece iki haftam kaldı.

Gelelim konuma:
Satış Çalışanlarında Duygusal Emek ve İş Tatmini İlişkisi

Duygular, yaşamımız boyunca üzerimizde çok büyük etkileri olmasına ve uzun yıllar boyunca araştırmacılar tarafından çalışılan bir konu olmasına rağmen, iş hayatı dinamiklerini etkileyen faktörlerden birisi olarak çok uzun sure fark edilmemiş ve incelenmemiştir. İş yerlerinin uzun süre sadece mantığın ağır bastığı bir ortam olarak algılanması, duyguların bu ortamda herhangi bir davranışı açıklama adına yeterli önem ve değeri görmemesine sebep olmuştur. Fakat 1900’lerin sonlarına doğru iş hayatında rekabetin artması, fiziksel güç yerine sosyal becerilerin önem kazanması gibi bir takım dinamiklerin değişmesiyle beraber duygular da zamanla dikkat çekilen bir konu olmaya başlamıştır. 
Literatürde, iş yerinde duygu üzerine yapılan araştırmaların başlangıç noktası olarak Arlie Hochschild’in ‘The Managed Heart’ adlı çalışması gösterilir. Çalışmanın temel konusu duygusal emektir; iş ve görev gereği çalışanların, organizasyonun talep ettiği duyguları sergilemek için harcadıkları çaba...

Kongre vakti gelmeden burada uzun açıklama yapamayacağım için çok kısa şöyle diyebilirim; çalışmamda satış çalışanlarının farklı duygusal emek gösterimlerinin iş tatminleri olan ilişkisi ve kişi-iş uyumun bu ilişki üzerinde ara değişken olarak rolü incelenmiştir. Bu amaçla, Türkiye’de farklı bölge ve sektörde çalışan toplamda 204 satış çalışanından anket yoluyla elde edilen veriler analiz edildi. Elde edilen ilk bulgular, literatürde çoğunlukla belirtildiği gibi yüzeysel rol yapmanın yani gerçekte hissedilmeyen duyguların sanki bir maske takarak sergilenmesinin iş tatmini ile negatif bir ilişki içinde olduğunu göstermiştir. Kişi-iş uyumunun bu ilişki üzerindeki rolü ile ilgili analizler  ise halen devam etmekte olup kongrede sözlü olarak bildirilecektir.

Bu konunun İnsan Kaynakları uygulamaları ve yönetici yaklaşımlarında çok önemli bir yeri vardır aslında. Doğru işe alım süreçleri, çalışanların duygu yönetimleri ile ilgili eğitim alması, sağlıklı bir şirket kültürünün oluşturulması, yöneticilerle olan iletişim gibi bir çok faktörle bağlantısı olan bir konu...

Kongre sonrası daha detaylı bilgilerle bu konuyu tekrar paylaşacağım; ve tabii kongrede paylaşılan diğer konuları da. Zaten her zaman yapılması gerekli olan da bu aslında, bir şekilde akademik hayat ve iş hayatı birbirinden o kadar kopuk ki herkes kendi dünyası içinde bir şeyler yapmaya çalışıyor gibi geliyor bazen. Ama özellikle bu alanda (örgütsel psikoloji, örgütsel davranış vb) yapılan çalışmalar kesinlikle yayılmalı, sadece teorik değil pratikte de kullanılmalı ve bunun için teşvik edici öğeler (artık her ne olursa :)) artırılmalıdır. 

Yazımı bitirmeden önce son olarak bu çalışmada bana her daim destek sağlayan hocam Çiğdem Vatansever'e özel teşekkürlerimi de iletmek istiyorum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder