17 Ocak 2015 Cumartesi

'Hasta' Psikolojisi...

2 ay süren hastalık iznimden yeni döndüm bu hafta işe. 2 sene önce aynı şey başıma geldiğinde 1 ay uzakta kalmıştım. Süre uzadıkça insan bazı şeyleri daha iyi anlıyor gerçekten.

Bu 2 aylık süre boyunca çok verimli şeyler yapamadım ama gerek özel hayatta gerekse iş tarafında bazı dinamiklerin olduğunu ve bunların birbirlerine çok paralel bir şekilde gittiğini gördüm.


Hepsini kendi dünyamda görmedim tabi; benzer hastalıkta olanların hikayelerini dinledim, işinden uzun süre kalanların duygularını dinledim, hasta çalışanlarla ilgili yapılan araştırmaları okudum, kendi arkadaşlarımla konuştum.

Sonuç olarak biraz belki karışık gelebilecek bu yazıyı ortaya çıkardım. Hasta insanlar - özellikle uzun süreli olanlar - iş hayatlarıyla ilgili neler hissediyor, işveren tarafında neler dönüyor, neden çalışanlar hasta olmasına rağmen işe gelebiliyor, ya da tam tersine neden her geçen yıl hastalık izni alan çalışan sayısı sürekli artıyor...

Önce (uzun süreli izne çıkmak zorunda kalan) çalışan tarafından bakalım. Hassas ve güçsüz bir durumda olduğu için bu çalışan kendi içinde hep bir çelişki yaşayabiliyor. Yapılan araştırmalar, ciddi fiziki rahatsızlıkları saymazsak uzun süreli hastalıkların büyük bir kısmının sebebinin stres ve diğer ruh sağlığı ile alakalı hastalıklar olduğunu tespit etmiş. Bel, boyun ve sırt ağrıları da diğer yaygın bir sebep - ki ofis ergonomisi dikkate alındığında hiç de şaşılmayacak bir bulgu. İşte bu çalışanların bir kısmı kafası rahat bir şekilde iyileşmeye çalışırken, büyük bir kısmı da şunları düşünerek işe en kısa zamanda geri geri dönmeleri gerektiğine inanıyorlar;

  • finansal sıkıntılar çekmek
  • işle alakalı stres
  • yönetimden işlerini yapmaları gerektiğine dair baskı algısı
  • kendi işlerini yapabilecek başka birinin şirkette bulunmaması
  • işe devam edip edemeyecekleri ve ücretlerini alıp alamayacakların dair kaygı
Bunlardan en çok ağır basan ise tabii ki kaygı. Bunu özel hayatımızda bile yaşayabiliyoruz. 'Şimdi ben hastayım diye bana kötü bir şey söylemiyorlar ama kesin iyileştikten sonra söyleyecekler', 'Arkamdan neler konuşuluyor kim bilir'... Ve gerçekten de arkadan konuşuluyor. 'O şu an hasta, ona bunu söylemeye hiç gerek yok sonra bakarız bir şekilde', 'Hasta olduğu için sevgilisi onunla birlikte, şu hastalık bir geçsin sonra kesin ayrılırlar'... Ne garip insanlar var. 

E tabi aynı şeyler kurumsal hayatta da olabilir kaygısı her zaman yaşanıyor ve aslında olabiliyor da zaten. 'Şimdi hamilelik iznine çıkıyorum, kaç ay şirkete bir şey katmayacağım acaba bir şey olur mu?', 'Ulan o kadar para veriyorlar, ya bu boşlukta benim yerime daha iyi birisini bulurlarsa ve hastalıktan hemen sonra beni çıkartmaya karar verirlerse'...

İşte bu yüzdendir ki çoğu kişi hasta olmasına rağmen işe gitmeye devam edebiliyor, işe gidemeyecek durumda olanlar ise sürekli bu kaygıyı hissederek depresif belirtiler gösterebiliyor. İşe gitmemesi gerektiği hissiyatını taşımasına rağmen işte olmak (sickness presence) iki taraf için de pek hayırlı bir şey olmasa da dışarıdan bakıldığında olması gerekenmiş gibi gözükebiliyor. Birçok araştırma  (çok özür dileyerek İngilizce kelimeler kullanacağım zira daha sağlıklı bir terim bulamadım) 'sickness presence'ın, 'sickness absence'dan çok daha fazla olduğunu gösteriyor...

Peki bu kaygıların bir temeli var mı?

Her zaman yok aslında. Çoğu kurum çalışan sağlığına çok fazla önem veriyor ve hatta bunu önceliğe koyuyor. Çalışan sağlığı ve psikolojisini korumak adına bir çok önlem alıyor, mesela Çalışan Destek Programları ve Wellness Programları gibi (reklam :)). Kimisi önem veriyor ama belki bunu tam hissettirmediği için çalışanlar tarafından anlaşılmıyor. Belki de gerçekten bazıları için öncelik kazanç ve bu yüzden çalışanlardan her daim maksimum verimi sağlamak her ne koşulda olursa olsun. 

Ama şu bir gerçek ki gerek kısa süreli ama özellikle uzun sürekli hastalıktan kaynaklı devamsızlıklar kurumlar açısından sıkıntılı bir durum haline gelebiliyor belli bir noktadan sonra. Her ne kadar sağlık çok önemli olsa da, günün sonunda özel sektörde yer alan kurumların kâr amaçlı varoluşlarına pek de uymayan bir problem oluşturabiliyor bu devamsızlıklar.

Kurumların pozitif kültür yaratarak güvenli bir ortam oluşturmaları hem çalışanların kendilerini hem rahat hem de daha fazla aidiyet hissetmesini sağlayacak, ayrıca sağlık söz konusu olduğunda en kısa sürede iyileşmeye odaklanabileceklerdir. Farklı yerlerde yapılan araştırmaların ortak sonuçları verimliliğin güvenli bir çalışma ortamıyla büyük oranda ilişkili olduğu ve kurum bağlılığı olan çalışanların yıllık hasta gün oranlarının bağlı olmayanlara göre çok daha düşük olduğudur. Ayrıca yöneticiler sadece devamsızlığa odaklanmamalı, hasta olmalarına rağmen şirkete gelen çalışanların fiziksel ve ruhsal sağlıklarına da dikkat etmelidirler.



Kaynakça:
  • Why do employees come to work when ill?, AXA PPP Healthcare, 2010
  • The real value of engaged employees, KPMG, 2011
  • Sickness absence survey, EEF, 2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder