2 Temmuz 2015 Perşembe

Hastayım, işe gelemiyorum...


Hastalıktan dolayı işe kısa veya uzun süreli gidememek nedir iyi bilirim.

Yeri geldi 1-2 günlük izinler, raporlar alındı. Yeri geldi 2 ay. Sanırım şu andaki durumum beni zirveye taşıyıp hastalıktan dolayı 4 ay işe gitmemi engelleyecek gibi duruyor.

Belki de kimisine göre işe gitmememi sağlayacak...

Ama her şey bu kadar basit değil işte.


Bu yazıda hasta çalışanların hasta olmalarına rağmen niye işe gittiklerini, gittiklerinde ne olduğunu, gitmediğinde ne olduğunu, uzun hastalık sonrası işe dönenlerin yaşadığı bocalamaları, yöneticilerin her bir durumda takındığı tavırları ve bunların etkilerini ve alakalı (belki de bazen alakasız) fazlaca şeyi konuşacağız.

Hasta olup işe gitme hali (presenteeism)
Pek şaşırdığımız bir şey olmasa gerek, malum kötüye kullanan çalışanlar da olabilir tabii. Her başın ağrıdığında işe gitmeyeceksek vay o şirketin haline dimi ama.

Bugüne kadar herhalde 5-6 farklı yöneticim oldu. Çok sevdiğim eski yöneticimle tanışma toplantımızda bana kendini sırf fiziksel açıdan değil, psikolojik olarak bile iyi hissetmediğinde benden izin isteyebilirsin, sinemaya gidip kafanı dağıtırsın mesela, sadece bana yalan söyleme yeter demişti. Bu kadının hayatımdaki yeri ve önemi benim için çok büyüktür. Daha sonraki zamanlarda yöneticim olan başka birine ise tanışma toplantımızda ciddi hastalığımdan dolayı belirli aralıklarla hastaneye kontrole gitmem gerektiğini söylediğimde daha ne olduğunu sormadan bu tarz aktivitelerin hafta sonlarında planlanmasını tercih ettiğini belirtmişti.

Acaba ben hangisi için daha canı gönülden çalışırım dersiniz?

Burada anlatmak istediğim şey, üzgünüm ama presenteizmin en büyük sebebi yöneticilerdir. Aynı yöneticiler aynı zamanda düşük performans, düşük motivasyon ve düşük iyilik hali sebebidirler de.

Tabii kısa süreliğine alınan raporların gerçekliği de hep sorgulanır herkes tarafından. Öğrencilik hayatından beri kriz anlarında uygulanan bir yöntemdir zira kendisi - özellikle sınav zamanlarında. Artık burada karşılıklı güven önemli hale gelir. Ama zaten yukarıda da bahsettiğim gibi zaten o kişinin aklı o gün işinde olmayacaksa ne kadar verimli bir iş beklersiniz ki o gün kendisinden. İşe geldiği zamanlardaki genel çalışma şekline ve performansına bakarak o kişinin ne kadar işine bağlı olduğunu az çok her yönetici görebilir zaten.

Hasta olup işe gitmeme (absenteeism)
Aslında olması gereken bu, ama ben hastayım raporumu da aldım beni rahat bırakın diyemiyoruz işte. Evden de bakıyım en iyisi ben diyor kimileri, ya gerçekten kopmak istemediği için ya da işten çıkarılma, kötü tepki alırım korkusundan dolayı... Kimi yöneticiler bunun gerekli olmadığını belirterek çalışanların içlerini bir kez daha rahatlatır, yine de bir şeyler yapmak istiyorsa bu onun tercihidir zaten.

Bazen de yöneticisi direkt söylüyor, e artık evden şu bir kaç işe bakarsın yine de değil mi, işler aksamasın şimdi tam da bu sıkışık zamanda. Gel de hayır de şimdi. İzin günlerinde de, hastalık zamanı da gerçekten çok acil olmadıkça, ve o işi yapabilen başkaları da varsa bu insanlardan bir şey yapmaları istenmemelidir kesinlikle. Bunun daha farklı bir açıklaması olamaz.

Ama bu yazıyı okuyan sen eğer bir yönetici değil de bir çalışan isen, ve bu tarz davranışlara maruz kalmak zorunda kalıyorsan iş yerinde ne yapabilirsin, neleri değiştirebilirsin bir düşün, araştır bakalım; şirketin varsa devamsızlık yönetimi prosedürü, izin prosedürü gibi dökümanlarını okuman, eğer iyi geleceğini düşünüyorsan bir üst yönetim ile bu sorunu konuşman, İK'ya durum hakkında bilgi vermen, ekip değişikliği, iş değişikliği...

Ya da kabullenmeyi tercih etmen...

Uzun ara sonrası işe dönüş
Üzülerek söylüyorum ki dünya genelinde uzun süreli hastalık nedenli devamsızlıklar her geçen yıl biraz daha artıyor. İnsan sağlığının, psikolojisinin çok da iyiye gitmediğini gösteren sağlam işaretlerden biridir bu da. Bu hastalıkların başında akıl sağlığı ile ilgili hastalıklar, kemik/kas sistemi ile ilgili olanlar ve ameliyat gerektiren hastalıklar yer alıyor.

Uzun süre işten uzak kalan kişi hem iş hayatı rutini dediğimiz akıştan kopmuştur, hem güncel gelişmelerden kopmuştur, hem de iş yerindeki sosyal iletişimden kopmuştur. Böyle bir kişinin işe geri döndüğünde kaldığı yerden devam etmesi pek beklenebilir bir şey değildir öncelikle. Isınma turları lazım, bundan sonrasının nasıl olacağına dair konuşmak ve hazırlamak lazım.

Belki de yönetim desteğinin yanı sıra psikolojik desteğe de ihtiyaç duyanlar olabilir. İşe başlama öncesi ikili konuşmalar neyin gerekli olup olmadığını gösterme konusunda oldukça yardımcı olacaktır.


NELER YAPMAK LAZIM?
  • İş yeri kültürü: Öncelikle kaliteli bir iletişim kültürünün oturması lazım. Karşılıklı güven var mı, çalışanlar üzerinde çok mu fazla stres ve baskı var, hastalık zamanlarında bakış açısı nasıl, devamsızlık yönetimi, izinler üzerine prosedürünüz var mı, varsa herkes tarafından aynı şekilde mi kullanılıyor, özel yaşama saygı var mı?
  • Yöneticiler: Yukarıda uzun uzun bahsettiğim şeyler aslında. Çalışanlarını iyi gözlemlemeleri, onları tanımaları, hastalık/izin gibi konularda belirli bir disiplinin yanı sıra hassasiyet de göstermeleri, çalışanların iyilik hallerine dikkat etmeleri önemli. Aşırı baskıcı ve diktatörvari yaklaşımlar uzun vadede kimseyi daha başarılı yapmayacak; tersine sağlık durumlarının çok daha kırılgan olmalarına neden olacaktır.
  • Sağlık desteği: Bu genel bir başlık aslında, sadece şirketinizin iş yerinde karşılaşabileceğiniz farklı sağlık problemlerine karşı elinizde tuttuğunuz kaynaklarınızı sorgulamanıza yardımcı olması adına bunu da ekledim. Özel sağlık sigortası da olabilir, çalışana ciddi hastalık zamanlarında yapacağınız finansal yardım da olabilir, psikolojik destek olabilir... Hiç bir şey yoksa bile doğru ve iyi doktoru bulma konusunda göstereceğiniz çabalar bile çalışan açısından son derece önemli.


Herkese sağlık günler...


2 yorum:

  1. Yazı çok anlamlı ve açıklayıcı. Teşekkür ederim. Ayrıca gecmis olsun.

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim Ali Cevat, sevgiler... :)

    YanıtlaSil