13 Ağustos 2015 Perşembe

Hayaller Paris değil miydi?


Aslında tüm hayatımızı, tüm bakış açımızı ilgilendiren bir yazı bu sanırım. Ama genel temaya sadık kalarak sadece iş hayatı için anlatmaya çalışacağım.

Ama önce bir soru:
İşinden nefret ediyorsun değil mi?


Hadi belki o kadar da dramatik değil, ama sevmiyorsun işte. Keşke daha fazla maaşı olsaydı, keşke daha fazla imkanları olsaydı, keşke gerçekten istediğin şeyleri yapıyor olsaydın ve keşke belki de hiç çalışmasaydın ama yine de yüklü miktarda para banka hesabına sürekli gelseydi...

Çok bu abarttım?

Yaşadıklarımı anlattığımda niye hayalinden vazgeçtin diye soruyor genelde insanlar bana. Hayalimi klinik psikoloji okumak gibi düşündüler hep çünkü. Senin hayalin ne, gerçekten yapmak istediğin ne diye sorduğumda ise uzun bir sessizlik oldu hep karşımda.

Evet, hayattan ne istediğini çok da iyi bilemeyen biz çalışanlar, iş hayatının da eksilerinden yakınır dururuz.

Eğer ne yapmak istiyorsun diye sorduğumda daha az zamanda çalışıp daha çok para kazanmak istiyorum dersen bana eğer, eminim bir çok farklı iş vardır. TÜİK’in hazırladığı “İşgücü Maliyeti Araştırması Sonuçları”na göre mesela bu tanıma uyan sigortacılık var. Ben derim ki pop şarkıcılığı :) Belki de illegal işler, belki psikoantrolog olmak (evet böyle birisi var ama kendini gizli tutuyor, seans başına aldığı parayı duysanız dudaklarınız uçuklar), belki başka bir şey...

'Az para olsun ama huzur olsun benim için gerisi önemli değil, bıktım bu plaza stresinden ve insanlarından' mı diyorsun yoksa? Yoga eğitmeni olabilirsin mesela, huzurun en fazlası... Gerçi bundan da kazanılan para her geçen gün artıyor sanırım.
...

Şimdi buraya kadar saçmaladığımıza göre artık gerçekten iş konusunda ne yapmak istediğimizi bir daha düşünelim. Benim hayalim aslında çok basitti: insanlara bir şey sunabilmek, onların iyilikleri için bir şey verebilmek ve bunu mümkünse anlatarak, konuşarak yapmak. kendi görevlerimi, yapacaklarımı kendim belirleyebilmek...  Klinik psikoloji bunları en net şekilde yapacağım bir alandı.

Şu an bunları yarı yarıya yapıyorum - isteklerimin bir kısmı değişti tabii bir de bu süre zarfında. Şimdi önümde çizmeye çalıştığım farklı yollar var. Peki ya sen gerçekten ne istiyorsun da nasıl yollar çizmeye çalışıyorsun? Şu an çalıştığın yerde gerçekten sevmediğin şey ne? Ya da en basitinden gerçekten sevmediğin bir şey var mı?

Biraz durup düşün sadece.
...

Velhâsıl, hayaller hâlâ Paris aslında.
Gerçekler de Paris'e giden yollar diyelim o halde...

Sevgiler,

Sibel.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder