18 Ocak 2016 Pazartesi

Artık zam değil, esnek çalışma cezbediyor!

Son zamanların yeni trendi esnek çalışma saatleri...

Her geçen gün yeni bir makale, araştırma çıkıyor; yeni bir şirket biz de bu sürece girdik, çalışanlarımız çok mutlu, siz de gelin diyor. Esnek çalışma saati uygulaması olmayan şirketlerin çalışanları hasetle bakmaya başlıyor sonra bu şirketlerin çalışanlarına. Hayal kurmaya başlıyorlar, 'mesela' diyor, 'bugün 4'te çıkabilseydim spora gider akşam da çocuğumu kursundan rahat rahat alabilirdim.'


Aslında kabul edelim insanları memnun etmek çok zor. Kişinin kendisi bir şekilde memnuniyetsiz olma konusunda eğilimli bir yapıya sahipse zaten ağzınızla kuş da tutsanız bir işe yaramaz, yaranamazsınız.

Ken Blanchard'ın Kişisel Liderlik ve Bir Dakika Yöneticisi adlı kitabında motivasyon unsurlarından bahsedilirken aslında herkesin farklı faktörlerinin olduğundan, aynı olsa bile kendi içlerinde sıralamalarının farklı olacağından bahsediliyor. Zira bunun eğitiminde de katılımcılara aynı şey uygulanıyor. Yaklaşık 15 maddelik bir liste (maaş, yan haklar, yöneticilik, saygı, ulaşım...) verilip çalışanların bunları sıralamalarını istiyorlar. Sonra bunu bir de 3'lü, 4'lü gruplar halinde tek bir sıralama oluşacak şekilde yapılmasını istiyorlar. Sonuç tabii ki birbirinden farklı onlarca liste. Ve olay şuna bağlanıyor; yüzlerce hatta binlerce çalışanı olan bir şirketin çalışan motivasyonunu sağlaması için neler yapılmalı? Onlara göre işin sırrı kişinin kendisinde, herkes kendi motivasyonundan kendisi sorumlu.

Tabii burada açık ve zayıf noktaların olduğunu düşünenleriniz olabilir. Sizin için de bence en iyi açıklama Herzberg'in Çift Faktör Motivasyon Teorisi olacaktır. Ona göre tatmin yaratan faktörlerle, tatminsizlik yaratan faktörler farklıdır, yani birinin eksikliği ya da fazlalığı diğerini oluşturmamaktadır. Kendisi der ki, bazı faktörler insanları motive etmez, ama motivasyonun varlığı için gereklidir. Bunlar hijyen faktörlerdir; maaş, çalışma koşulları, çalışma arkadaşları ve yöneticiyle iletişim, şirket politikası gibi. Yani bunlar zaten olması gereken faktörler gibidir aslında. Gerçek anlamda motive eden, tatmin sağlayan faktörler ise işin kendisi, başarı, takdir, gelişim, yükselme ve yaratıcılık gibi unsurlardır.


Şimdi bu teori 1970'li yıllarda atılmıştı. Daha o zaman şimdiki kadar özel-iş yaşam ayırımı, dengesi vs çok konuşulan bir konu değil. Biraz daha bu zamana uyarlamak istersek Herzberg'in bu teorisini Maslow'un ihtiyaç piramidiyle senkronize etmemiz faydalı olabilir. Bu piramidi hepimiz biliriz zaten, en altta fiziksel gereksinimler vardır. Bu piramidin en üstündeki üç bölüm, yani aitlik, saygınlık ve kendini gerçekleştirme, işte Herzberg'in motive edici faktörleriyle paralel olarak değerlendirilmektedir.

Belki de tam olarak bu noktada esnek çalışma bizi bu kadar cezbediyor olabilir. Zira esnek saatle birlikte kendi hayatımızda daha fazla kontrole sahip oluyoruz, yapmak istediklerimizi (spor, hobi gibi) daha rahat yapabiliyoruz, aynı şekilde sevdiklerimizle daha fazla ortak zaman geçirebiliyoruz... Özellikle İstanbul trafiğine maruz kalanları düşünürsek onları için altın değerinde bir imkan belki de.

Peki bu yazının ana mesajı var mı? Yok ama bir noktayı belirtmekte fayda var; aslında maaşı ve esnek çalışma saatlerini pek de karıştırmamak gerekiyor. Şimdi bunu okuyan bazı işverenlerin 'tamam abi, zam filan yapmayalım hadi esnek çalışmaya başlayalım o zaman' gibi atılımlarda bulunmasını istemem bu yazıdan sonra. Sonuçta hepimiz insanız, hepimizin insan gibi doya doya yaşamaya hakkı var. Çalışanlara bazı şeyleri sunarken çok büyük bir lütufmuş gibi gösterilmesi sizleri sandığınız gibi yüksek yerlere getirmiyor maalesef.

Sevgiler...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder