19 Nisan 2016 Salı

Kollarımı kavuşturmadan asla!

Az önce iş dünyası ile ilgili bir dergi karıştırıyordum. Bir çok profesyonel çalışanın fotoğrafı çekilmiş, altında o kişi ya da kişinin çalıştığı kurumla ilgili değişik değişik yazılar...

Sayfalar ilerledikçe hep aynı şeyi görmekten ne kadar sıkıldığımı fark ettim: herkes mi kollarını kavuşturur arkadaş fotoğrafta?

Ya fotoğrafçılar kendilerini öyle yönlendiriyor, ya da bu kişiler artık böyle bir trend, alışkanlık var diye hemen o poza geçiyor.

Sebep de daha profesyonel, daha güçlü, daha emin durmaları.

Ama bu kadar çok olunca pek tutmuyor bence...

Acaba bana mı öyle geliyor diye düşündüm sonra. Ve başladım araştırmaya...

Fotoğraflarda neden ayrı bir havaya gireriz?
Bu konuda hepimiz hem fikiriz bence, spontane bir zaman ve şekilde çekilmiyorsa eğer mutlaka kendimize çeki düzen vermek isteriz. Çünkü anlık karelerdir, sessizdirler, bu yüzden kendimizle ilgili mesaj verebileceğimiz tek aracımız bedenimiz kalıyor geriye. Ve onu da en etkili bir şekilde kullanmak istiyoruz. Aslında fotoğraf söz konusu olmasa bile beden dilimiz, tüm iletişimimizin yarısından fazlasını kaplıyor. Yani dikkat edin biraz :)

Kollarını kavuşturmak beden dilinde ne demek?
Johnson&Johnson'da çalışırken çok sevdiğim yöneticim Bahar Hanım bir eğitimde şöyle demişti; beden diliyle ilgili bir mesajı doğru analiz edebilmek için o mesaja dair en az üç işaret görmeniz gerekir.

Hiç unutmadım bunu. Belki üç değil beş, hiç önemli değil. Önemli olan tek bir tane olmaması aslında. Yani kollarını kavuşturdu diye bir insanı hemen iletişime kapalı, özgüveni düşük, bir şey saklıyor vs gibi etiketlemek artık çok eskilerde kaldı bence. Kalmalı da...

Bir kere kollarını kavuşturmak çoğu zaman - özellikle uzun süre ayakta dururken mesela - rahat hissettiren bir duruş olabiliyor. Ama bu yine de bilinç dışı bir şekilde karşımızdakinde negatif bir algı yaratabileceği ihtimalini düşürmüyor maalesef.

Bazen güvensiz ortamlardan kaynaklı farkında olmadan kendimize sarılmamızdır kollarımızı kavuşturmak. Bazen hava sırf soğuk olduğu için bu şekilde dururuz, bazıları için streslerini atmanın, rahatlamanın primitif bir yoludur...

Başka uzmanlara göre kolları kavuşturmak beynin iki tarafını da kullanıyor demekmiş o sırada - bilemedim, anlamıyorum bu işlerden :) Ama bir şekilde beyin fırtınası, zorlu projeler vs üzerindeyken insanların bu şekilde durmasının çok daha etkili olduğunu görmüşler.

Bir de bir ebeveyn şöyle demiş bir yerde; çocuklarımın önünde kollarımı kavuşturur, dik bir şekilde durduğum zaman biliyorlar ki o an güç ve kontrol bende ve davranışlarına dikkat ediyorlar.

Kollarını kavuşturan bir güç...  Tanıdık geldi mi?

Dikkat edin süper kahramanların hemen hepsi mutlaka bu şekilde bir duruş sergiler; superman, batman... Sanırım işin sırrı burada bir yerde.
Güçlü karakterlerde hep bu tarz duruşlar görüyoruz. Tam da benim dergilerde gördüğüm kurumsal pozlar gibi...

İş hayatında her kolunu kavuşturan güçlü bir algı mı yaratmış oluyor?
İşte asıl can alıcı nokta burası aslında. Şimdi şunu biliyoruz, evet insanlar kollarını kavuşturarak aslında fiziksel anlamda kendilerini daha büyük yapmış oluyorlar ve bu da zihnimizin gerisinde güçlü imajı yaratabiliyor. Barların önündeki bodyguardları düşünün mesela, zaten kocaman olan kaslı kollarını bir de ortada kavuşturarak topluyorlar ve evet ben izin vermeden bu kapıdan geçemezsin mesajını hemen alıyoruz.

Ama buradan hemen en yukarılarda bahsettiğim başka bir noktaya geçiyorum ve sadece duruş yetmez diyorum. Bu kişi neler yapmış, nasıl bir hikayesi var, nasıl bakıyor başka insanlara, beden dilinde başka neler görüyoruz...

Hele ki artık her iki sayfadan birinde aynı konseptte fotoğraflar görünce (negatif etki bırakmasa bile) pozitif etkisini yitirebiliyor bu durum maalesef.

Yani çok da kasmayın...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder