31 Ağustos 2016 Çarşamba

Maaş deyip durduk, o da değilmiş meğer!

Motivasyon…

Üzerinde en çok konuşulan, tartışılan, araştırma yapılan, ne olduğu bulunmaya çalışılan kavramlardan biri. Özellikle de iş hayatında.

Çok yakın zamanda 2500’den fazla Danimarka’lı çalışanla gerçekleştirilen İş Tatmini Endeksi 2016’ya göre çalışanın amaç duygusuyla iş tatmini arasında çok yüksek bir korelasyon olduğu gözlemlenmiş. Yani amaç duygusu arttıkça iş tatmini de artıyor. Anlam ve amaç belirlemenin, iş yerindeki işlevi gerçek anlamıyla anlamanın ve hissetmenin çok değerli bir rol oynadığını bir kez daha görmüş olduk biz de böylece. Bunun dışında yönetici, iş yerindeki başarı, son zamanlarda yeniden popüler bir konu haline gelen iş-yaşam dengesi, iş arkadaşları gibi birçok konuya daha bakmışlar iş tatmini ve mutluluk ile ilişkisini gözlemlemek için.

Şaşırtıcı olan sonuç ise maaşın sıralamanın en altında olması idi. Sonuçlara bakılırsa maaş, iş yerinde mutluluk ve motivasyonda en az etkiye sahipti.

Sizce çok mu anlamsız?

Burada önemli bir noktaya değinmişler tabii araştırmacılar. Maaşın, iş tatmini veya iş motivasyonu üzerinde değil, daha çok kişinin genel olarak yaşamdan aldığı tatmin üzerinde etkili olduğunu belirtiyorlar. Bana göre bunlar birbirinden net çizgilerle ayrılabilen alanlar değil, iş-yaşam dengesi konusunda bahsedilen iş ve özel yaşam diye keskin iki dünyanın da olduğunu düşünmüyorum.

Ama bu ayrımı yapmadan motivasyon ve para üzerine araştırma yapan daha pek çok araştırma var ve sonuçlar çok da farklı değil birbirinden.

O zaman önce motivasyonun tarih boyunca gelişimine bir bakalım. İnsanoğlunun var olmasıyla birlikte ilk oluşan temel motivasyon dürtüsü çok büyük ihtimalle kaç ya da savaş olacaktır. Temel hedef yaşamaktır zira ve dönemin koşulları düşünüldüğünde bu iki dürtü kişiyi hayatta tutabilmektedir. Sonra iş hayatı denilen kavramın ortaya çıkmasıyla dengeler değişmeye başlıyor. Özellikle Sanayi Devrimi ile birlikte gelişen şirketler, fabrikalar ve çalışma alanında temel motivasyon sistemi ödül ve cezaya dönüşüyor. Pek tabii paranın gücü burada inanılmaz fazla. Sonra tüm yaşam tarzları değişiyor, teknoloji gelişmeye başlıyor, insanlar hep daha fazlasını, daha farklısını aramaya başlıyor. İşte bu noktada insanoğlunun yeni dürtüsü içsel bir dürtü haline dönüşüyor. Bir şey ilginç, zorlayıcı, anlamlı, cazip olduğu için yapma güdüsü. Bulmaca çözmek gibi…

Yani haz almak, keyif almak önemli hale geliyor artık. Ya da sadece başarmak – ki başarmış olma hissi de bizi yine haz almak dediğimiz şeye getiriyor.

Bu anlamda en bilindik araştırmalardan birinde deneklerden bir işi yapmaları belirli bir süreyle yapmaları istenmiş ve bir kısmına da bu emeklerinden dolayı belirli bir miktar para vermişlerdir. Para alan denekler daha sonra aynı işi, aynı heyecan ve keyifle yapmamaya başlamışlardır, zira onlar için bu işi yapmanın arkasındaki temel dürtü para olmuştur artık.

Daniel H. Pink, kitabında temel ödüllerin hala işe yaradığına dikkat çekiyor bu arada. Maaş da bunlardan biri. Ama bunu olmazsa olmaz olarak göstermiyor. Sonuçta her işi elbette yaparız, şu dünyada insanoğlu nelere göğüs geriyor. Her işi illaki yapabiliriz, daha fazla para olunca istediğimiz çoğu şeyi daha fazla alabilir, daha çok şey gerçekleştirebiliriz. Ve tüm bunlar da bizde daha fazla mutluluk duygusu uyandırabilir. Bu da günün sonunda işi yapmamız için gerekli olan motivasyonu sağlayabilir. Ama nereye kadar? 

Burada bahsedilen daha kalıcı bir tatmin duygusu, daha uzun süreli hoşnut kalma, belki de Gandhi’nin dediği gibi daha sağlam bir iç huzur…



Kaynak:
·         Kariyer Dergisi, Ağustos 2016 sayısı
·         DRIVE-Nasıl Motive Oluruz? Nasıl Motive Ederiz?, Daniel H. Pink



1 yorum:

  1. " selamünaleyküm " mucizesinden haberiniz var mı ?
    müslümanlar neden selam ile aralarındaki sevgi ve muhabbetin artacağına inanırlar

    YanıtlaSil