9 Haziran 2017 Cuma

'Çalışan Psikolojisi' Sohbetleri #2



Faruk Ertuğ, Remed Assisstance'da uzun süredir Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışıyor ve neredeyse kurulumundan bu yana da Avita Çalışan Destek Hizmetleri'nin süreçleriyle ilgileniyor.

Ürün Müdürü olarak çalıştığım süre boyunca yöneticim olmuştur kendisi, bu yüzden çok rahat ve keyifli bir şekilde röportajımızı gerçekleştirdik bu hafta.

Ve evet, beraberken fotoğraf çekmeyi yine unuttum - bir dahakinde ilk işim bu olacak artık. 




  • Faruk bey, ilk önce kendinizden kısaca bahsedebilir misiniz?
1993 yılında Galatasaray Lisesi, 1997 yılında Galatasaray Üniversitesi – Endüstri Mühendisliği bölümünü tamamladım. Daha sonrasında, 2000 yılında yine aynı üniversite ve bölümde yüksek lisansı tamamladım. Bu arada da sağlık sektörüne yönelik bir Fransız yazılım şirketinde çalışmaya başlamıştım. 2008 yılında çalışan destek hizmetleri konsepti altındaki Avita markasıyla tanıştım ve o zamandan beri buradayım. Remed bünyesinde Avita Çalışan Destek Hizmetleri ürünümüzle kurumsal firmaların çalışanlarına her türlü desteği sunuyoruz. 
  • Harika. Ben de burada uzun süre çalıştığım için doğal olarak içeriğe ve süreçlere hakimim, dolayısıyla bu farkındalıkla daha rahat size sorabilirim aslında – zira Avita’nın işi gereği sizinle yapacağımız ‘Çalışan Psikolojisi Sohbeti’miz biraz daha farklı bir pencereden yapılan bir konuşma olacak. Ama ben yine de en genel sorumdan başlıyorum; çalışan psikolojisi denilince sizin aklınıza ilk ne geliyor?
Aslında çalışan psikolojisi ile normal ‘insan psikolojisi’ni çok ayırt edemiyorum ben – ancak şöyle bir şey söyleyebiliriz; iş dolayısıyla gelen ekstra roller, sorumluluklar ve ihtiyaçlardan kaynaklı ruh halinde, genel iyilik halinde oluşan dalgalanmalar ve etkilenmelerden bahsedebiliriz, yani iş nedeniyle oluşan ekstra uyaranlar aslında...
  • Yaklaşık 9 senedir burada çalışıyorsunuz Faruk Bey, bu süre boyunca gözlemlediğiniz bir dalgalanma, yıllar içerisinde gelişen, değişen bir süreç var mı peki sizce?
Birçok değişim sürecini yaşadım aslında, mesela bu X-Y kuşağı dönüşümleri ve iş hayatındaki varlıkları. Üzerine 2008 sonu 2009 başı bildiğin gibi global bir kriz yaşadık, özellikle o kriz esnasındaki gelen çağrılar, çağrı tipleri, destek tipleriyle, tırnak içerisinde söylüyorum ‘normal’ dönemde  - zira ne kadar normal bir ülke ve dönemde olduğumuz tartışılır - gelen çağrı ve destek ihtiyaçları farklılık gösteriyordu tabii. Mesela 2009 döneminde daha çok hedef kaygısı, iş stresi ile ilgili çağrılar daha fazlayken diğer dönemlerde bunlar düşüyordu.
Mesela en büyük dalgalanma, yıllardır hiç değişmeyen bir istatistiktir bu, hafta sonları, bayram ve tatillerde özellikle yaz döneminde çağrılarda ciddi bir düşüş olmasıdır. Özellikle psikolojik destek talebinde böyle – tabii ki bizim çok farklı başka alanlarda da sunduğumuz destek hizmetleri var ama psikolojik destek özelinde baktığımızda, hemen hemen okul dönemiyle de paralel Haziran ayında düşüş yaşanıyor, sonrasında Temmuz ve Ağustos döneminde neredeyse hiç olmuyor ama Eylül ayının gelmesiyle beraber okul stresi, adaptasyon gibi daha çok çocukla ilgili destek taleplerinde artış oluyor. Bizim hitap ettiğimiz kesime baktığınızda da yaş ortalaması daha çok genç ebeveyn kesimidir diyebiliriz, dolayısıyla çocuk ve ergenlikle ilgili çok fazla çağrı alabiliyoruz, hatta aldıklarımızın önemli bir kısmı onlarla ilgili oluyor – yaklaşık %30-40’ı.
  • Peki bu iş ile ilgili sorunların daha az oranda olması, gerçekten durumun böyle olmasından mı kaynaklanıyor acaba, yoksa insanlar işle ilgili sorunlarını bahsetmekten çekiniyor mu, yoksa işle ilgili problemlerde daha çok kabulleniş, teslimiyet gibi bir şey mi var sizce yani bu böyle zaten gibi…
Ben son noktaya biraz daha yakınım. Biraz farkındalık ve bilinçle ilgili – zira bu kadar az olamaz bence.
Diğer konuyla ilgili bir problemin kaldığını pek düşünmüyorum ben artık – bundan 5-6 sene önce yapsaydık belki çekiniyorlar derdik ama artık gözlemlediğimiz kadarıyla en azından eskisine göre çekinmiyorlar. Hatta aksine daha fazla araştırıyorlar, soruyorlar, takip ediyorlar mesela bizim destek süreçlerimizle de ilgili. Çekinmeden ziyade yani, biraz daha şöyle bir durum var; insanların aklına genelde – belki o konuda bizim de biraz daha çalışmamız lazım – psikolojik sorun denildiğinde aile, çocuk, genel yaşam zorlukları, kayıplarla ilgili konular geliyor ve evet gerçekten de iş hayatı için biraz daha kanıksamışlık olabilir iş hayatı zaten böyle gibi. Diğer taraftan tabii biz de bunu çok dile getiremiyoruz, yani hiçbir iş yerinde şöyle bir afiş asamayız; işte derdin mi var gel bizi ara gibi :) orası tamamen ayrı bir konu tabii… Bu farkındalıkla ilgili hepimizin çalışması gerekiyor yine de, sonuç olarak şöyle vakalarla çok karşılaşıyoruz; bir çalışan mesela ailesiyle ilgili bir problemi olduğu gerekçesiyle bize başvuruyor ve destek almak istiyor, ama aslında arkasında işyerinde yaşadığı stres ve bu stresin kendi yaşamına olan etkileri ortaya çıkıyor. 
  • Bir de sektör farklılıkları söz konusu Faruk Bey. Birçok farklı sektörden müşterinizin olduğunu biliyorum – sizin gözlemlediğiniz bir şey var mı bu anlamda?
Sektörden ziyade çalışan profiline odaklı değişikliklerden bahsedebiliriz bence. Mesela sektörel özellikle nedeniyle daha genç bir profilin olduğu yerde, örneğin perakende sektöründe, onların destek konuları daha farklı olabiliyor tabii. Çoğu bekâr ve genç olduğu için hayatla ilişkileri çok farklı oluyor, ama buna mukabil daha masa başı, daha 30-40 yaşlarında çalışanın ağırlıklı olduğu kesimlerde evlilik ve çocukla ilgili daha fazla gündeme geliyor.
  • Son olarak, özellikle Avita çatısı altındaki bunca yıllık deneyiminizi göz önüne alırsak, sizce, iş yerlerinde çalışan psikolojisi kapsamında ilk çözülmesi gereken problemlerden biri nedir?
İlk aklıma gelen, aslında sadece Türkiye’ye özel bir durum değil bence bu, şeffaflık konusu. Yani kişilerin kendisinden ne beklendiğini bilmesi ve onların yöneticilerinin de ne istediklerini bilmesi. Ve bunların karşılıklı açık bir şekilde konuşulması…
Konu aslında yine iletişime geliyor sonuç olarak.
  • Aynen ben de iletişim konusuna sürekli odaklanıyorum zaten. Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı Faruk Bey?
Herkes Avita kullansın :) Şaka bir yana, tabii ki şunu unutmamak lazım, kendimizi Dünya’nın gidişatından, genel olanlardan vs soyutlayamayız – o yüzden iyi niyetle hepimiz bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ama bir yandan da bakıyorum şu son birkaç yıldır yaşadığımız sıklıkta gündem bombardımanı yaşadığımızı hatırlamıyorum ben, bu kadar dengelerin değiştiği, iletişim-sosyal medyanın artmasından kaynaklı her şeye hemen maruz kaldığı bir dönem, gerçekten kolay değil. O yüzden her şey bir yana özellikle yeni jenerasyonlara odaklanmamız gerektiğini düşünüyorum ben. Onların gerçekten çok farklı bir dünya algısı var bence.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder