16 Nisan 2018 Pazartesi

Kişisel gelişim ne kadar 'kişisel'?


Fazlasıyla popüler bir kavram ‘kişisel gelişim’.

Bir dizi kitap, atölye ve konuşma dolu ortalık; kendimize odaklanmak, hayatın anlamını anlmak ve daha iyi bir geleceğe sahip olmak için.

Fazlasıyla önemli, fazlasıyla kıymetli...

Bir de, galiba, fazlasıyla kişisel.

Şöyle tanımlanıyor kendisi;
  • Wikipedia: Kişisel gelişim, farkındalığı ve kimliği geliştiren, yetenekleri ve potansiyeli artıran, insan sermayesini inşa eden ve istihdam edilebilirliği kolaylaştıran, yaşam kalitesini artıran ve hayallerin ve arzuların gerçekleştirilmesine katkıda bulunan faaliyetleri kapsar.
  • Oxford sözlüğü: Bir kişinin karakterinin veya yeteneklerinin aşamalı olarak geliştirildiği süreç.
TDK’da ise tanımı yok, farklı sitelerde farklı şekilde açıklanmış Türkiye’de.

Ortak olan şey, doğal olarak, bizimle ilgili olması. Yani kişinin kendisine odaklanması…

Ama bu kadarla sınırlı mı olmalı gerçekten? Bizden daha büyük bir şeye de dokunmamalı mı bu süreç, bu çaba ve bu enerji?

Maslow’un bir ihtiyaçlar piramidi vardır herkesin bildiği. Fizyolojik gereksinimlerle başlar, sonra emniyet/güven ihtiyacı gelir, sonra ait olma ve sevgi ihtiyacı, saygı/değer ihtiyacı ve son olarak kendini gerçekleştirme. Yani, tüm potansiyelinizi kullanabilme...

Maslow bir noktadan sonra kendini gerçekleştirmenin yeterli olmadığını görmüştür aslında bunun da bir üst seviyesinin olduğuna inanır. Hayatının sonlarına doğru bir ekleme yapmaya karar verir Maslow, ve piramidin en üst kısmına ‘self-transcendence’ ekler ve bunu da ben merkezcilikten uzak, doğa ve diğer insanlarla bir bütün olup, varoluşsal birliğin önemine odaklanır.

Bu ihtiyaç hiyerarşisine baktığımızda bu seviyeye gelmek çok zorduk zira bunun olması için gereken kendini gerçekleştirme ihtiyacı çok özneldir ve bitmek bilmeyen bir süreçtir ve hatta ondan öncekiler de her zaman karşılanmayabilir, hep eksik kalabilir.

O zaman biz hangi ara başkalarını düşünmeye başlayacağız?

Pek tabii bunların hepsi birer teoridir, bir yorumdur. Benim yorumum ise, aynı piramit üzerinden gidecek olursak, Maslow’un son iki basamağının bir bütün olduğudur. Benim yorumum, aslında, böyle bir piramidin olmadığıdır.

Eğer insan sosyal bir varlık ise ve eğer biz bir bütün halinde bir anlam yaratıyorsak, kendimizi gerçekleştirmenin içinde zaten var olması gereken bir şeydir başka insanların da olduğunu görmek ve onlar için bir şeyler yapabilmek.

Bunu yapmazsak, kendimizi, kendi yarattığımız bir sistemle kandırırız. Sadece bu sistemdeki insanlara dokunmamız, başka dünyaları görmemek anlamına geliyor.

Ve inanıyorum ki, kendimizi belli sınırlar içinde tutmak, gelişimin bir göstergesi değildir.

Yani bence, düşündüğümüz şekilde 'kişisel' olmamak daha iyidir. Ve bu, sadece etrafımızdaki her şey ve herkes için değil, aynı zamanda bizim için de iyi bir şeydir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder